Değirmencilik gıda maddeleri üreteminde tamamen otomatik üretime geçilen en eski tarımsal sanayi koludur. İnsanoğlunun ilk teknolojik aşamayı öğütme teknolojisinde gösterdiğini arkeolojik bulgulara dayanarak söylemek mümkündür. En eski tahıl öğütme vasıtaları öğütme taşı ve eyer taşıdır. Bunların günümüzdeki uzantıları, bulgur ve aşurelik buğday dövmede kullanılan dibek taşlarıdır. Bunu dairesel dönme haretine sahip taş el değirmenleri izlemiştir. Daha sonraları Pompei Değirmeni denilen taş değirmenleri kullanılmaya başlanmıştır. İlk çağın ülnü coğrafyacısı Strabon'un bildirdiğine göre Roma ve Yunanlılardan önce tarihte bilenen ilk su değirmeni M.Ö. 1. yy.'ın sonlarında Anadolu'nun kuzey kesimindeki (Karadeniz Bölğesi) Kabeira'da (Niksar-Tokat yakınları) Lycus (Kelkit) nehri üzerinde Mithridates (Pontus) Krallığınca inşaa edilmiştir. Bu şehir M.Ö. 63 yılında Romalılarca alınmış ve bu ilginç yapıya Roma askerleri oldukça ilgi göstermişlerdir. Su değirmenleri hakkındaki ilk teknik bilgiler, ülnü Romalı askeri mühendis (fabri) Vitruvius (M.Ö. 1. yy sonları) tarafından latince yazılan De Architectura adıl eserin 10. bölümünde verilmiştir. Romalılar tarihin bilinen bazalt-kum taşlı ilk su değirmenlerinin dünyaya yılımasına öncülük yapmışlar ve bu nedenel devletleri "Buğday imparatorluğu" olarak anılmıştı. Böylece suyun sahip olduğu hidoluk enerji un değirmenciliğine uygulanmaya başlandı. İslam Medeniyeti eski Roma'nın hakim olduğu toprakal üzerine gelişti.

İSLAMİ TARIM DEVRİMİ VEYA YEŞİL DEVRİM

İslam dnyasınad tarımsal tekniklerin çağına göre oldukaça ileri düzeyde olması, çeşitli tarihçilerin ortaya koyduğu gibi adeta İslami tarım devriminin (The Islamic (Arab) Agricututarl (Green) Revulation) oluşmasını sağlamış ve buna paralel olarak buğday üretimi olağan üstü miktarda artmıştı. Ortaçağda Avrupa'da buğday üretiminin yerini, çavdar üretimine bırakması ve rönesansa kadar sadece çavdar ekmeği tüketilmesi oldukça ilginçtir. Tarım üzerine İslam dünyasında yazılmış ilk eser olarak bilinen İbn-i Vahşiyye'nin ünlü kitabı (903 yılında yazıldı) Kitab'ül felah'ün Nebtıyye (Nebt Kavminin Çiftçiliği) de değirmencilik yönünden öğütme netileklerine göre buğdaylar hakkında bilgiler vermiştir.

DEĞİRMEN TAŞLARININ ÜRETİMİ VE EL DEĞİRMENLERİ

Değirmenlerde buğdayı un haline getirmede kullanılan taşlar Yukarı Mezopotamya'da (Amid-Diyarbakır'daki sert bazalt taşlarından) ve Kuzey Afrika'ka ki yakın zamana kadar da İran'da Khollar bölgesinde yıpılırlardı. Un değirmenlerinin en eski ve ilkel tipi olan ev değirmenelir ise, hareketini insan kolu gücünden alan alttaki sabit olmak üzere üst üste konmuş 50 cm çapındaki kırıcı öğütücü özellikteki iki taş arasına buğdaylar konulmak zureti ile öğütme yapan bir el aletidir. Bunlar genellikle köylerdeki evlerde kullanılırda. Hz. Peygamberin de "Aleyhisselam" bu tip el değirmeni kullandığı siyer ve hadis kitaplarında nakledilmektedir.
Hayvanların da tahıl öğütmede değirmenlerde enerji kaynağı olarak kullanıldığı -özellikler eşşek ve katırlar- bildirilmektedir. Bununla ilgili olarak Harran'da yapılan kazılarda arkeolojik veriler bulunmuştur. Un ve irmik eldesinde Müslüman dünyasında hayli yüksek değirmencilik teknikleri geliştirildi. Değirmenlerin tesis edilmesi ve onlardan elde edilen ürünlerin tanımları için özenle hazırlanmış teknik terminoloji de teşkil edildi.

OSMANLI DÖNEMİNDE DEĞİRMENCİLİK

Osmanlılar döneminde de değirmencilik özel bir öneme haizdi ve uygulanan teknoloji de genel hatlar olarak klasik ortaçağ İslam tenolojisi idi. Osmanlı Devleti'ne Tahrir Defterleri'nde bütün eyaletlerin yerleşim birimleri için değirmen sayıları ve kapasiteleri (taş adedi gibi) Asiyab (su değirmeni) adı altanda kadedilmiştir. Osmanlı döneminde kullanılan sistemler hakkında bir kayda rastlanmamakla birlikte, İstanbul'da Beykoz dolaylarında değirmenlerin mevcut olduğu bilinmektedir. Değrimen taşlarının gayet ince öğütme yapabildiği un çeşitlerinden anlaşılmaktadır. Örneğin has un, kepekli un, simit unu gibi. Buradan öğütülen unların elek sisteminden geçirilerek kepeğin unun randımanına göre ayrıldığı görülmektedir. Yel değirmenleri de Osmanlı dönemenide mevcuttu. Örneğin İstanbul Kadıköy'de Yel Değirmeni Semtinin adını oradaki çok sayıdaki değirmenden aldığı tarih kaynaklarında belirtilmektedir. Osmanlı develtinde de Ortaçağ İslam devletlerinde olduğu gibi değirmenlerin kontrolü Muhtesi'lerce yapılırdı. İhtisab aynı zamanda dini bir görev idi. Osmanlı İhtisab kanunnamelerinde değirmenciler ile ilgili hükümlere rastlanmılmaktadır (taşların zamanda ve ince bilenmesi, arpa ile buğdayın karıştırılmaması, değirmencilerin tavuk-horoz beslememelir, temizliğe dikkat edilmesi gibi) çünkü ekmek Osmanlı kültüründe Nân-ı Aziz olarak bilinirdi. Evliya Çelebi değirmenci honcasının özel günlerinde, bazı özel aparatlarla (hareketini tekerlerinden alan seyyar araba değirmenlerle) geçit resmi yaptıklarını Seyahatnamesinde kaydetmektedir. Doğu Anadolu'da 19.yy'da yaşamış olan büyük Veli Seyyid Taha el-Hakkari Hazretleri Şemdinli'nin Nehri beldesinde son derece orjinal özellikte olan bir su değirmenin bizzat kendisi tasarlamış, yapmış ve çalıştırmıştır.

SONUÇ

Su ve rüzgarın teknolojik alanda enerji gücü olorak kullanılmaya başlanmasının ilk örnekleri tahılların öğütülmesinde, un değirmenciliğinde olmuştur. Değirmenler insan gücü yerine başka eneji gücü kullanımının ilk örnekleridir. Ortaçağda su ve rüzgürın gücü mekanik dişliler ile dizginlenmiş ve ilk endüstriyel devrim gerçekleştirilmiştir. Bu endüstriyel devrimin öncüleride değirmenciler olmuştur. Ortaçağ İslam dünyasındaki teknolojik ilerlemeler değirmenciliği motive etmiş, Haçlı Seferleri sonrasında 12-13. yy. arasında Avrupa'da değirmenciliğe bağlı olarak bir endüstriyel devrim yaşanmıştır.

 

 
arama